l
l
HATAY
:: Ayhan KARA ::
PROJELER

-
Hatay'ı Tanıtım
Proje Yarışması
-
Hatay Yerel Sanatçılar Müzesi
-
Samandağ Sahilleri

-
Hatay'ın Analizi

-
Hatay Vakfı

-
"Hatay" Markası

-
Turizm Şehri "Hatay"

-
Şehir Planı

-
Diğer...
:: Ayhan KARA ::
Güncel


Kamuoyuna Duyuru!

28.09.2010

Onuncu Köy gazetesinin 23 Eylül 2010 tarihli baskısının manşetinde şahsımı ve siyasi kariyerimi hedef alan bir yazı yayınlanmıştır.

Sözkonusu yazı gerçekten uzak olmakla birlikte siyasi geleceğimi de karalama hedefi güdmüştür.

Siyasete atılmaya karar verdiğim tarihten itibaren bir çok siyasi partiden resmi ve gayri resmi teklifler aldım,bu teklifleri siyasi çizgime en yakın olan partide, yani CHP’de siyaset yapmak istediğim için teşekkür ederek reddettim.CHP’ye katıldığım 23 Temmuz 2010 tarihinden itibaren hiçbir siyasi partiyle temasım almamakla birlikte sözkonusu gazetede yayınlandığı gibi babam Mehmet Selim Kara’nın da katıldığı ve bizim evde gerçekleştiği ve bana milletvekilliği listesinde 5. veya 6. sıranın teklif edildiği iddia edilen toplantı tamamen bir hayal ürünüdür. Ayrıca CHP genel başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve parti genel sekreteri sayın Önder Sav’ın bu toplantıyı duydukları ve bu konuda bir araya geldikleri hatta 2011 seçimleri için beni artık düşünmedikleri iddialarının gerçekle hiç bir alakasının olmadığını belirtmek isterim.Daha da ileriye gidilerek yazıda Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kendilerine yaptığım desteklerden dolayı genel başkan sayın Tansel Çölaşan’ın şahsıma takdim ettiği plaketi de geri isteyecekleri iddia edilmiştir.ADD yetkilileri bu konuda gerekli cevabı verecektir.

Hal böyle iken,bu haberin ne maksatla yapıldığının araştırılması için yasal başvuru hakkımı saklı tutarak yukarıda anlatılanların tamamının sadece bir kurgudan ibaret olduğunu beyan etmek isterim.Bana güvenen ve yanımda hareket eden hemşehrilerimin ve dostlarımın bu habere hiçbir şekilde itibar etmemelerini rica ediyorum.Sizlere temiz siyaset sözü vermiştim ve bu sözümü CHP çatısı altında tutacağımı da bu vesileyle beyan etmek isterim.Ben bu partinin bir üyesiyim ve siyasi yaşamım, kendi çizgisini koruduğu sürece, bu partide devam edecektir.

Onuncu Köy gazetesinin sorumlularını ortaya attıkları iddiaları kanıtlamaya davet ediyorum, aksi halde bu metni 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14.maddesi gereğince kendi gazetelerinde yayınlamak zorunda kalacaklarını bildiklerini sanıyorum.

Bugünden itibaren bu tarz,yalan,kurgu ve mesnetsiz haberlere maruz kalmam durumunda yasal haklarımı sonuna kadar kullanacağımı,manevi tazminat davası açacağımı ve bu davalardan elde edeceğim tazminatları başta ADD,ÇYDD ve TEMA olmak üzere çeşitli sivil toplum örgütlerine bağışlayacağımı bildirmek isterim.

Yaşanılır bir Türkiye için temiz bir siyaset,temiz bir basın ve temiz sivil toplum kuruluşları elzemdir.

Saygılar
Ayhan Kara


Saygıdeğer dostlar!

Türkiye’nin gündemi o kadar çabuk değişiyor ki yorum yapmaya hangi konudan başlamalıyım diye kendime sormadan edemedim.
Gündem konularını ana başlıklar olarak yorumlamak istiyorum.

İşsizlik: Bugün ülkemizin karşı karşıya kaldığı en büyük problemin ‘İşsizlik’ olduğu kanısındayım. Resmi makamların verdiği rakamlarla gerçek işsizlik oranlarının uyuşmadığı izlenimini taşıyorum.İnsanlarımızın işsiz, dolayısıyla aşsız kalması bir çok olumsuz göstergenin tavan yapması anlamına geliyor. Bu olumsuz hava doğal olarak ülkenin tümüne yansıyor. Kanımca hükümetin öncelikli görevi bu olmalıdır. Ekmeği olmayan insana asfalt yol yapmışsın, uzayda uydun var, silahların bilmem kaç ülkeye karşı koymaya muktedir......Bunun gibi daha sıralayamayacağım yüzlerce konu. Evine aş götüremeyen insana bunları izah edemezsiniz, edememelisiniz de.
Mühim var, evhem var, yani önemli, daha önemli. Öncelik verilecek konular var. Ekmek, sağlık ve eğitimden daha önemli ne var ilk üçe girebilecek? Ülke bütçesi şekillendirilirken, taksimatı yapılırken hangi kriterler göz önüne alınıyor bilmem ama doğru bir şekilde yapılmadığı aşikar.

Anayasa Değişikliği: Ülkedeki her kesimin temsil edileceği ve hukuk uzmanlarından müteşekkil bir ulusal komisyon anayasa değişikliğini tartışmaya açabilir ve bir takım taslaklar sunabilir. Bu komisyon her ülkenin kendine münhasır nitelikleri olduğu gerçeğini de göz önünde bulundurarak, demokrasinin hakim olduğu ülkelerin anayasalarını da inceleyebilir ve bazı maddeleri ülkemize uyarlayabilir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ana iskeleti olan ve değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek maddelerin de koşulsuz bir şekilde muhafaza edilmesi son derece önemlidir.
Anayasa hazırlanırken Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerinin kayıtsız şartsız garanti altına alınması sağlanmalıdır.

Domuz Gribi: Bazı radikal kesimlerin adını bile telaffuz etmenin günah olduğunu düşündüğü bu hastalığın uluslar arası kamuoyunu gereğinden fazla işgal ettiğini düşünenlerdenim. Laboratuar ortamında üretildiğinden şüphe edilen bu hastalığa karşı aşı konusunda insanların nasıl bir tutum sergileyeceği de bireysel bir nitelik taşımalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti başbakanının ve sağlık bakanının uyuşmazlıklarının ekranlara yansımasını büyük bir talihsizlik olarak görüyorum. Sayın başbakanla sayın bakan arasında geçen ve tüm ülkenin şahit olduğu tatsızlıktan sonra bakanın işgal ettiği koltukta hala oturuyor olmasını da şaşırtıcı buluyorum.

Darbeler: Ülkemizin yakın tarihinde demokrasinin bu tarz sektelere uğratılmış olmasını çok büyük bir haksızlık ve talihsizlik olarak karşılıyorum. Bu çabalarının son yıllarda iddia edildiği gibi sürüyor olması veya bu yöndeki mesnetli-mesnetsiz şüphelerin söz konusu oluşu da son derece manidardır. Açık ve net bir şekilde söylüyorum: Hükümetler seçimle başa gelir, seçimle o koltukları terk ederler. İdeali budur ama hükümetlerin de aldıkları oy oranına güvenerek bazı olmayacak konularda kendilerini söz sahibi, hak sahibi ve tek irade sahibi olarak algılaması ve demokratik çerçevelere sığmaması da kışkırtıcı bir nitelik taşır. Bu orduya görev anlamı taşımaz ama ülkenin de değişmesi asla mümkün olmayan bazı rotaları vardır-ki bu rota ülkenin kuruluşu sırasında beyan edilmiş ve kesin çerçevelerle sınırlanmıştır.Konuya birkaç ayrı açıdan bakmaya çalışıyor, demokrasi ve hukuktan hiçbir şekilde şaşılmaması gerektiğini düşünüyorum.

Parti Kapatmaları: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın çizdiği çerçevelerin dışına çıkan partilerin kapatılma eğilimlerini doğru bulmuyorum. En nihayetinde sözkonusu ihlalleri yapanlar parti üyeleri, yani şahıslar. Siyaset yasağı partilere değil de bu şahıslara getirilebilir. Bence en doğrusu bu.İşin ilginç tarafı bugüne kadar ceza gören sadece alfabetik harfler olmuştur. Anayasa ihlallerini yapanlar başka isimlerle bir başka partiler kurmuş ve faaliyetlerine devam etmiştir.

Ergenekon Davası: Devletin güvenliği her şeyin üstünde gelir. Ama sırf güvenlik adına insan haklarını ihlal etme lüksümüz de olamaz. Neyle suçlandıklarını bilmeden insanların aylarca gözaltında tutulmuş olmaları hiçbir kalıba sığmaz. Darbe gerçekleştirmiş olanların bu ülkede özgürce yaşıyor olduklarını göz önünde tutacak olursak darbe planladıklarından şüphe edilenlerin içeride olması biraz çelişik. Binlerce sayfalık iddianameler ve dava birleştirmelerinin yol açtığı zaman kayıpları zan altındaki insanlara biraz daha işkence olmaktadır. Bu davanın en kısa süre içinde sonuçlandırılması ülkenin hayrına olacaktır. Ülke adalet sisteminin güvenilirliği ve saygınlığı için de başka bir yol yok diye düşünüyorum.

Açılım ve Mahmur Kampı: Cumhurbaşkanının ‘Yakında iyi gelişmeler olacak!’ diyerek dikkat çektiği, önceleri ‘Kürt’ daha sonra isim değişikliğiyle ‘Demokrasi’ olan açılım hükümet ve ilgili tarafların samimiyetten uzak tavırlarıyla tam bir trajediye dönüştü.
Devleti son derece ciddiyetsiz bir duruma düşüren hamleler ülke içinde hiç kimseye yaramamıştır. Moda deyimle ‘Dış Mihraklar’ hariç... Ta Osmanlı döneminden bu yana bazı dönemler dışında hiç bir zaman ülkemizin rotasını tam bağımsız olarak çizemediğimiz kanısındayım. Hep dış müdahaleye maruz kalmışızdır.
Konuya dönecek olursak: Türkiye’nin tek bir damla kan, tek bir saniye zaman ve tek bir kuruş para kaybetmeye tahammülü kalmamıştır. Bu çerçevede herkesin ve her kesimin aklını başına devşirmesi lazım. Ortak payda ‘Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının eşit bir şekilde yaşam sürmelerine olanak tanımak’ olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları, resmi dili ve idare şekli kuruluş senedinde belirlenmiş ve kabul edilmiştir. Bu alanlarda bir değişiklik talebinin sağlıklı bir tutum olduğunu düşünmüyorum. Acil ekonomik refah,acil demokrasi bir çok konunun üstesinden gelebilir ama acilen,bazı konularda geç olmadan...

Milletvekilliği Dokunulmazlıkları: Bu masalı hemen her parti programına almıştır.
Koalisyon olsun tek parti iktidarı olsun hiç bir hükümet bu konuda samimi olamamış hatta oyunu aldığı halkı aldatmıştır. Kalitesiz parçacıklardan kaliteli bir bütün oluşturmak imkansızdır. Şaibeli sayısı neredeyse ayyuka çıkmış bir meclisin şaibesizliğinden söz etmek mümkün değildir. Hakkında dava olan milletvekilleri yargılanmalıdır. TBMM’nin tam bir güven odağı olması için başka bir yol yok diye düşünüyorum. Dokunulmazlık ‘Kürsü Dokunulmazlığı’ ile sınırlandırılmalıdır.


ALMANYA TEMASLARIM:

04/10/2009

Sevgli dostlarım!
Ekim ayının başında Hatay’lı hemşehrilerimle ve bazı STÖ’lerle bir araya gelmek üzere Almanya’ya gittim.
Orta okulda aynı sırayı paylaştığım iki Ayhan’dan Ayhan Oktay –diğeri Ayhan Duman- beni Frankfurt yakınlarındaki Langen’deki evinde ağırladı. Ondan sora da birkaç gün boyunca bana eşlik etti. Kendisine ve ailesine teşekkürle başlamak istiyorum yazıma. özellikle de Papi’sinin sevimli kızı Ela’yı gözlerinden öperim.
Havaalanından direkt Hanau kentine gittik. Burada otuza yakın Hatay’lı ile üyesi oldukları dernek binasında bir araya gelme fırsatı yakaladım. Bazı tanıdık yüzlerle karşılaşmış olmak ve yeni insanlarla tanışmaktan gerçekten büyük bir keyif aldım. Hatay’lı miniklerin de mevcudiyeti toplantıyı aile sıcaklığına bürüdü.
Kendimi tanıttım, dernek üyelerinin sorularına cevap verdim.
Çok samimi bir havada geçen toplantıda ilimizin ve ülkemizin mevcut şartlarını irdeledik, yaplıabilecekleri konuştuk. Toplantıya katılan ve benimle fikirlerini paylaşan ayrıca bana karşı son derece misafirperver olan herkese teşekkür ederim. İnayet Mansuroğlu ve Tufan Karaali’ye ve tüm arkadaşlara teşekkür ederken selamlarımı iletiyorum.
Ertesi gün durağımız Mannheim idi.
Burada da İsmail Uydur abimiz bize evsahipliği yaptı. Dernek yöneticileri ve üyeleri de bizleri çok iyi karşıladı. Çok sıcak bir ortamda siyaset konuştuk. Yapılacaklar, eksiklikler, hatalar...
Ardından Türk misafirperverliği devam etti. Siyaset konuşmaya sofrada da devam ettik.
Şikayetlerimizin ve özlemlerimizin örtüştüğünü gördük.
Bu toplantıları gelenekselleştirmeyi planlıyorum.
Allen ve Köln sıradaki şehirler.
Zamanını bana ayıran ve beni dinleyen, bana kapılarını açan herkese minnettarım.


SİYASİ ENTRİKALAR:

14/10/2009

Siyasetten çekildiğim haberlerini almaya başladım. Benim için büyük bir
sürpriz oldu.
Benim adıma birileri yorumlar yapıyor anlaşılan. Beyhude çabalar bunlar.
Arkadaşlar, dostlar, hemşehriler!
Bana inananlar ve inanmayanlar!
Siyaset çocuk oyunu değil. Öncesinde de sonrasında da çok büyük sorumluluk gerektiren bir müessesedir siyaset. İstikrar gerektirir ayrıca. Ben sizlere ve kendime bir söz verdim.Alternatif olarak çıkacağım dedim ortaya. Fikirlerimde ve kararlarımda herhangi bir değişiklik yok, olmayacak ta. Verdiğim sözü de sonuna kadar tutacağım.
Sizler müsterih olun, bu yoldan asla dönmeyeceğim.


RÜZGAR TÜRBİNLERİ VE BAZ İSTASYONLARI:

30/09/2009

Bugünlerde Samandağ gündemini işgal eden üç konu hakkında düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum:Birincisi ilçemizi de ilgilendiren 1:25000’lik Hatay planı. İkincisi ilçemize kurulması planlanan Rüzgar santrallariyle ilgili girişimler. Üçüncü konu ise baz istasyonları. Üç konuyla ilgili olarak yapılan toplantıların çoğuna katılmaya özen gösterdim.

Resmi makamların ve özel sektör temsilcilerinin söylediklerini can kulağıyla dinlemeye çalıştım. Dinlediklerimi analiz ettiğim zaman, özellikle ilçemize kurulmak istenen rüzgar türbinlerini ve baz istasyonlarını düşününce nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığımızı anladım. Maalesef her zamanki gibi resmi makamların halkın sağlığı yerine yatırımcının maliyetini düşündüğüne şahit oldum. Yatırımcının Samandağ’ı kapsam alanına alabilmek için gerekli onlarca küçük istasyon yerine daha güçlü bir adet istasyonla bunun üstesinden gelme çabalarını anlıyorum ama devlet buna nasıl izin veriyor? Bunu anlamakta güçlük çekiyorum.

Rüzgar türbinlerinde de durum aynıdır: Neden dağlık alanlar dururken yerleşim ve tarım arazilerine göz dikiliyor?Halkın sağlığı ne olacak? Yetkililerimiz ne yaparlar? Yetkilerini sadece baskı unsuru olarak mı kullanırlar? Biraz da halkı düşünmeleri gerekiyor resmen yetkin insanlarımızın, bunu hatırlatmamıza gerek duymadan, ama yok hatırlatın derlerse biz bunu da görev ediniriz.

Sevgili hemşehrilerim, yakında bu konularla ilgili geniş bir açıklama yapmayı planlıyorum.


03.06.2009:

Nazım Hikmet’i anma töreninin sabahki bölümü saat 10’da Moskova Novodeviçi Manastırı’nda Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyükelçisi Sayın Halil Akıncı’nın yanısıra birçok Nazımseverin de katılımıyla gerçekleşti.
Etkinliklerin taşımacılık sponsorluğunu yapan Hastur’un yönetim kurulu başkanı Ayhan Kara da törenlere katıldı.
Aynı akşam Yazarlar Evi’nde Sunay Akın ve Akgün Akova’nın hazırladığı sunumu da izleyen Kara Aynı akşam TRT1’de yayınlanan Nazım Hikmet belgeselinin de taşımacılık sponsorluğunu üstlendi.


03.06.2009:

Fülütte dünyanın en önemli ismi olan Sayın Adoryan’ın Merkez Müzik Okulu’ndaki ‘Uzmanlık Dersi’ne katılan Kara fülüt ustasıyla bizzat tanışma fırsatı buldu. Spivakov Vakfı’nın Türkiye temsilcisi Amina Atgizova ile Türkiye’de de yetenekli müzisyen arayışlarına girmeyi planlayan Kara önümüzdeki dönemlerde konuyla ilgili bilgileri sizlerle paylaşacaktır.


02.06.2009:

Merkezi Rusya’da olan Spivakov Vakfı’nın davetlesi olarak “Eşit İmkanlar” festivaline katılmak üzere Moskova’ ya gelen Türk heyetine sponsorluk yapan Ayhan KARA 02.06.2009 tarihinde MGU’ nun konser salonunda düzenlenen etkinliğe de katıldı. Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyükelçiliği Turizm ve Eğitim ataşelerinin de hazır bulunduğu konser bir müzik ziyafetine dönüştü.


30.05.2009:

ASİ-DER tarafından İstanbul-Çamlıca’da düzenlenen geceye Dernek Başkanı Sayın Günal Sürmeli’nin davetlisi olarak katılan Ayhan Kara, hem eski dostlarıyla biraraya gelme fırsatı buldu,hem de yeni dostlar edindi.Eğitimin ve örgütlülüğün önemini vurgulayan Kara yaptığı bağışla da bu yolda derneğe katkı sağladı..


SURİYE SINIRINDAKİ MAYINLARIN TEMİZLENMESİ:

Türkiye ve Hatay için oldukça önemli bir konu ülke gündeminde yer alıyor.
CHP’nin konuyla ilgili olarak yayınladığı bülteni ekte bulacaksınız.



SAMANDAĞ BASINIYLA TOPLANTI:

15.05.2009 tarihinde Deniz Sitesi Aspava restaurant’da Samandağ basınıyla biraraya gelen Ayhan KARA projelerini ve neden milletvekili seçilmek istediğini anlattı.

Samandağ’ın içinde bulunduğu durumu irdeleyen Kara yapılabilecekleri anlattı.İlçemizi,ilimizi ve ülkemizi nasıl daha yaşanılır kılabileceğimiz konusunda bazı öngörü ve projelerini anlattı.


ANTAKYA BASINIYLA TOPLANTI:

Ayhan KARA 14.05.2009 tarihinde Antakya Dedeman otelindeki kahvaltıda Antakya basınıyla bir araya geldi. Heyecanı her halinden belli olan Kara kendisini kısaca tanıttıktan ve projelerini anlattıktan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Soru : Aday adaylığınızı neden bu kadar erken ilan etme gereği duydunuz?

Cevap : Gerekli ön hazırlıkları yapabilmek ve hem kendimi tanıtmak hem de hemşehrilerimi tanımak için belli bir zamana ihtiyaç duydum.Projelerimi de anlatabileceğim bu zaman dilimini kendimi ve projelerimi olgunlaştırmak için kullanacağım.Seçime kadar harcayacağım zaman sadece bana ait ama halkın desteğini alır da meclise girersem seçildikten sonraki zaman diliminin Hatay’a ve Türkiye’ye ait olduğunu düşünerek boşa harcamamalıyım diye öyle bir adım attım.

Soru : Nasıl bir siyaset yapacaksınız?

Cevap : Tam anlamıyla Demokratik bir yaklaşım içinde olacağım seçilirsem.İlim ve ülkem lehine olan herşeyin yanında, aleyhine olan herşeyin de karşısında olacağım,Bilim ve teknolijiden her zaman yararlanacağım.Halkımızla sürekli iç içe olup onların genel kanatini mecliste temsil etmeğe çalışacağım.Tutamayacağım sözleri asla vermeyecek,verdiğim sözleri ise ne pahasına olursa olsun tutacağım.

Soru : Ankara’dan veya herhangi bir partiden yeşil ışık yakıldımı size?

Cevap :
Hiç kimseden icazet almadım, almam da.Ben ortaya böyle bir hedef koydum,halkımız beni benimser ise zaten o hedefe varırım.Oraya da kök salmak için gitmem.Halkımın desteğini yitirdiğim veya kendimi hizmette yetersiz hissetiğim an derhal siyasetten çekilirim.

Soru : Hangi partiden adaylığınız sözkonusu?

Cevap : Henüz bir parti adını telafuz edemem zira hiçbir partiye üye değilim şu anda. Atatürkçü,Laik ve Demokrat bir çizgide siyaset yapabileceğim bir partiyi tercih edeceğim.

Soru : Herhangi bir parti sizi aday göstermezse bağımsız adaylığı düşünür müsünüz?

Cevap : Hiç tereddütsüz evet. Eğer halk ister ve desteklerse ve çizgisini benimsediğim herhangi bir parti bana şans tanımazsa bağımsız adaylığı düşünürüm.

Soru : Seçilirseniz nereden başlarsanız işe?

Cevap : Yapacağım ilk iş Vilayet ve Üniversite ile Hatay’ın her alanda bir profilini çıkarmak olacaktır.İyi bir analizden sonra gerekli müdahaleler yapılır ve şehrimiz son derece modern bir çehre kazanır.

Soru : Milletvekilliği için adaylar tespit edilirken dini motifler gözönünde bulunduruluyor son yıllarda, siz nasıl bir yol izlerdiniz?

Cevap : Hatay’ı mecliste aramızdaki en ehil 10 kişi temsil etmeli, hangi dine veya mezhebe mensup olduğuna bakmaksızın 10 en iyi Hatay’lı ilimizin ve ülkemizin geleceğinin şekillenmesi için meclise gönderilmeli.

Soru : Vekil olsaydıınız belediye başkan adaylarını nasıl tespit ederdiniz?

Cevap : Oldukça kolay birşey bu aslında, niyet en iyi ve en yetkin insanları başa geçirmek ise objektif bir anket düzenlenir. Sadece iki soru yeter.

- Belediye Başkanı olarak görmek istediğiniz 5 isim?

- Belediye meclisinde görmek istediğiniz 20 isim?

Çıkacak tabloya göre hareket edilir.

Soru : Avrupa Birliği?

Cevap : Bizi aralarında görmek istemedikleri izlenimi var bende.Her alanda onların kriterlerini yakalamaya çalışmalıyız sonrası bize kalır,üye olmak veya olmamak

Soru : Ermeni meselesi?

Cevap : Haritada Türkiye’nin veya Ermenistan’ın yerini bile bilmeyen parlamenterlerin tamamen siyasi bir yaklaşımla ülkemizi kınamaları ve suçlamaları manidardır.Türkiye’nin tutumu doğru bir tutumdur.Arşivlerimiz açık.Başta İngiltere,Fransa,Rusya ve Amerika da arşivlerini açsın.Tarihçilerden oluşacak çok uluslu bir komisyon sağlıklı bir karara varacaktır.


TÜRKİYE
:: Ayhan KARA ::
PROJELER

-
Toplum Mimarları Öğretmenler

-
70 Milyon Ağaç

-
Resmi Dairelerde Farklı Mesai Saatleri

-
Kardeş Şehir
Kardeş Aile

-
Şehirlerarası Proje Yarışması

-
Geleceğin Olimpiyat Şampiyonları

-
Takipçisi Olacağım Konular

-
Makaleler

Copyright © Ayhan KARA 2009. Tüm Hakları Saklıdır.
Markaj Reklam ve Yazılım